Unutulmaz.Unutulamaz...
10/11/2008
yaşı 20 idi yoktu bir yüreği sevemezdi kimseyi.Adı gibi nazlıydı zordu kişiliği. Sebebide çocukluğundan gelmeydi.
endamlı bakışları ardından süzerdi herkesi, kibirlenirdi.Gene onun için normal bir gündü.
Herzaman takıldığı cafede arkadaşlarıyla oturuyordu. birden cafeye 3 kişi girdi. Normalde çok dikkatini çekmezdi.
Gençlerden birisi 22-23 yaşlarında uzun boylu dalgalı saçlı kirli sakallı esmer biriydi.
o sırada kulaklarında şu dizeler çınladı...
"Ne olur bir sabah kapım çalınsa
Açınca gülüsün içime dolsa
Belki bir meyhane biraz da raki
Sen türkü söylesen ben eslik etsem"
Aslında aşıktı... Yada aşık olmuştu. Kime? Hemde hiç tanımadığı sadece gördüğü sesini bile duymadığı birine..
Dayanamıyordu. Ve garson arkadaşına gitti rica Etti ve onun yerine 1 gün garson olcaktı...
Hemen o masaya gitti
"buyrun bir isteğiniz varmıydı?"
2 çay bir kola denildi.. Aman Allah'ım o ses o ses olamaz çocukluk aşkının unutamadığı aşkının buğranın sesiydi.
Dili tutuldu bakakaldı. Buğra tekrarladı 2 çay bir kola..Gene Nazlı tepki vermedi.Çocukluk arkadaşı yasemin geldi ve nazlıyı kolundan çekerek götürdü.
Buğra anlamamıştı... Belki o garson kızın çocukluk aşkı Nazlı olduğunu bilse boynuna sarılacaktı öpüp koklayacaktı.
Nazlı kendine gelmişti ve gitti Buğra'ya söyledi..ve hala benim aşkımsın dedi.
Buğranın gözleri doldu, yutkundu... Buğra kusra bakma hatırlayamadım dedi. Nasıl olurdu bal gibi hatırlıyordu.
Nazlı'da bunu biliyordu... Ve hiç ses etmedi ağlayarak cafeden çıktı eve ağlayarak gitti. 4 gün evden çıkmadı.
Yaseminde biliyordu Nazlı'nın huyunu rahatsız etmemişti.
Nazlı'nın kapısı çalındı. Nazlı açmak istiyordu ama açmıyordu... Dahada ısrar edince dayanamadı kapıya doğru yöneldi.
içinde bir heyecan bir hüzün vardı. kapıyı açtı ve kapıdaki yasemindi. üzgündü... Nazlıyla içeri geçtiler
Yasemin başladı anlatmaya...
"Buğranın son günleriymiş. Hastaymış. Artık o yok..."
Nazlı dona kaldı dünya etrafında dönüyor herşey donuk sadece Yaseminin son cümlesi "Artık o yok...Artık o yok..." kulaklarında çınlıyordu.
Yasemini Evden gönderdi... Nasılda söylemişti nasılda normal birşeymiş gibi...
Nazlı ağlamaya başladı öylesine ağladıki artık dermanı kalmamıştı...
Hemen ecza dolabına koştu nekadar hap var yok aldı ve buğrayı gördüğü o günü düşünerek teker teker içti.
Gözleri kapandı. üşümeye başladı artık herşeyin sonu geliyordu.. Artık Nazlıda yoktu..
Ertesi gün kapıda 2 kişi vardı Biri Yasemindi. peki diğeri kimdi?
kapıyı kimse açmadı yasemin onun içerde olduğunu biliyordu ve hala zili çalıyordu. tek çare kalmıştı. Yangın merdiveni..
Yanındaki kişiyle birlikte gittiler. eve girdiler salona doğru ilerlediler. Oda ne yasemin yatağının üstünde yatıyor elinde 1-2 tane hap yerde bir sürahi ve bardak..
Ne olmuştu burada. gitti Nazlıyı yokladı nabzı atmıyor nefes almıyordu.. yasemin anlamıştıki masum bir şakası en yakın arkadaşını öldürmüştü!
yanındaki genç Buğraydı... Yasemin sadece Nazlı'nın biraz üzülmesini istiyordu. çünki oda çok can yakmıştı. ama bilemezdi...
Buğra noluyor yasemin dedi. Ve koşarak nazlının yanına gitti, farketti...
Peki Cafede neden hatırlamadığını söylemişti; o heyecanla ne yapacağını bilememişti...
Yasemini nasıl buldu; Aynı cafeden
Neden 1 önceki gün yaseminle gitmemişti; Yapamadı Dayanamazdı çünkü oda hala nazlıyı seviyordu...
Aşk herkesi yakar ölene kadar beni yakmadı diyen kim vardırki şu dünyada?
Saygılarımla Okan V. Kemer
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!